Ana içeriğe atla

Italo Calvino - Sen "Alo" Demeden Önce

* Tuhaf olan şuydu: Dünyanın karmaşık, engebeli, içinden çıkılmaz bir yer olduğunu fark ettikçe, anlaşılması gereken şeylerin ne kadar az ve basit olduğunu düşünüyor ve onları anladığım zaman her şeyin bir resmi çizgileri gibi gözlerimin önüne serileceğine inanıyordum. [Ayna, Nişan Tahtası]

*Her şeyin ters yüzü merakımı uyandırırdı, evlerin arkası, bahçelerin arkası, yolların arkası, kentlerin arkası, televizyonların arkası, bulaşık makinelerinin arkası, denizaltlarının altı, ayın arkası. Ama bir şeyin ters yüzüne ulaştığımda , o ters yüzün ters yüzünü, hatta o ters yüzün ters yüzününün ters yüzünü aradığımı anlıyordum, yok hayır; o ters yüzün ters yüzününün ters yüzününün ters yüzü. [Ayna, Nişan Tahtası]

*Aynada kendimi değil, arkamda duran dünyayı dikkatle inceliyordum. [Ayna, Nişan Tahtası]

*çünkü ben senin için ve sen benim için her zaman bir telin öbür ucu, hatta bakırdan iki iletkenli kablo, kıtaların yer altından ve okyanusların dibinden geçen değişken frekanslı ince bir akımın ucu oldun. [Sen "Alo" Demeden Önce]

*Benimle başkaları arasında boş bir uçurum var. İçinde kollarımı oynatıyorum, ama hiçbir şey yakalayamıyorum, bağırıyorum ama beni duyan yok: mutlak bir boşluk. [Kentte Rüzgâr Esince]

*Bense konuşarak asla bir şey söyleyemeyeceğimi bildiğim için yazıyorum. [Kentte Rüzgâr Esince]

Kadıköy'de seyyar bir kitapçıdan denk düşürüp aldığım bir kitaptı Sen "Alo" demeden önce. Hani olur ya, kitaplıkta bir kitap ne zaman bir kitap bakmaya gitseniz gözünüze çarpar ama bir türlü okuyamazsınız onu, bu kitapta tam olarak oydu. Aslında (muhtemelen aldıktan sonra, yolda merak edip birazını okumuşum) ilk okumaya başladığımda bir yerlerden tanıdık geldi öyküleri, bir kaçına göz gezdirmişim. Zaten kitabı sahaftan aldığım için önceki okuyanlar, cümle olarak değil de beğendiği öyküleri işaretlemişler. Ne hoş değil mi, başkasının gözlerinin refakat ettiği cümleleri, belki de parmağını ıslatarak çevirdiği sayfalara eşlik ediyorsun. Bazı kitapseverler sevmezler ikinci el kitap okumayı ama ben çok severim. Hele bir kaç kaçak notlara denk gelmek beni keyiflendirir. Yalnızlıktan sıyrılmanın bir yolu bu sanırım; senin haricinde birilerinin varlığının ıspatı.

Calvino'nun okuduğum ilk kitabıydı. Öyküleri genelde tercih etmem. Çünkü yavan yazılar öykünün içine girdiği zaman, sonradan kurtarılmadığından (öykü olduğu için kısa) beni çok sıkıyor ve diğer öykülere geçmeden kitabı rafa koyabiliyorum. Bir kere muhteşem bir dili ve hayal gücü var yazarın. Bazı öyküleri anlayabilmek için sakin ve serin kafa bile gerekiyor. "Başkanların Boynunun Vurulması" öyküsü mesela, korkunç, muhteşem bir politik öykü, beni inanılmaz etkiledi. Bir kente başkan olanların kellelerinin uçurulması ve başkanların bunları bilerek başa geçmesi. Burada diktatör rejimlere çok güzel mesajlar veriliyor. "Suya Çağrı" diye bir öykü var, karakter kalkıyor ve yüzünü yıkamak için musluğu açıyor. Bu kadar mı diyeceksiniz? bu kadar aslında, ama o suyu öyle güzel anlatıyor ki... betimlemeleri, sade ama karmaşık anlatımı sayesinde vay be diyorsunuz, meğer ne mübarekmiş bu su.
Betimlemeler ve karakter analizi konusunda oldukça iyi bir kitap. "Korkunç Evdeki Yangın" bunun en güzel örneği. Bence çok iyi bir polisiye öykü tadında.
Velhasıl, kitap şuan piyasada yok ama bazı sahaflarda mevcut. Denk düşerseniz sakın okumadan geçmeyin.





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Oktay Rifat - Danaburnu

Oktay Rifat'ın okuduğum ilk kitabıydı. O kadar etkilendim ki... başlarda kopuk kopuk, atlayarak giden hikaye dizinini görünce bunun bir öykü kitabı olduğunu düşündüm. Ancak sonradan hikâyeler o kadar güzel birleşti ki... Berber Recep, Hayat Kadını Emine, Yalnızlardan Mehmet ve hasta anası.. aşağıdaki yazıyı o kadar beğendim ki üstüne de bir şey yazmak istemedim açıkcası. Oktay Rifat, 1980 yılında yayımlanan ikinci romanı Danaburnu’yla 1981’de Madaralı Roman Ödülü’nü aldı. Özellikle kahramanlarının iç dünyalarını anlatırken tutturduğu etkileyici diliyle bir ozanın elinden çıktığı belli olan, bir cinayet üzerine kurulu Danaburnu, çeşitli kesimlerden insan hayatlarına ayna tutarken bir döneme de tanıklık ediyor. Yozlaşmadan payını alan sıradan insanların yaşadıkları çalkalanmalar, onların tutunma çabaları ve çıkarları doğrultusunda küçük hesaplar peşinde koşan küçük burjuvalar Danaburnu’nda buluşuyor ve birbiriyle kesişen değişik hayat hikâyeleri sürükleyici bir dille anlatılıyor. *Ga...

Cesera Pavese - Plaj

"Doro bir konuşmasının en yoğun anında beklenmedik bir fikri takip ederek yakalayabilmek için biran için dalıp gitme alışkanlığımı bilirdi." "ve herkes kendi sessizliği içinde bir fikrin peşine düşerdi." Pavese'nin ikinci kitabını da bitirdim. Plaj kitabı zor bulunan bir kitap, baskısı tükenmiş. Arkadaşımın hediyesi sayesinde okudum, kendisine de sonsuz teşekkürler. Öncelikle "Yoldaş" kitabından çok daha iyi olduğunu söyleyebilirim. Keşke ilk bunu okusaydım, en azından yazar hakkında az da olsa bir olumsuzluk havasına girmemiş olurdum. Kitap öyle güzel başlıyor ki "Bizim Büyük Çaresizliğim" kitabındaki Çetin ve Enver'in arkadaşlığı gibi güzel, iç içe bir dostluk görüyoruz. Öyle ki ana karakterimiz arkadaşı Doro'nun sevgilisini bazen çok belirgin bir şekilde kıskandığını hissettiriyor. Ve evleniyor arkadaşı Doro, Clelia ile birlikte. Bu haberi aldıklarında takındığı tavır dışa yönelik değil ama iç dünyasında karakterimizi sarsıntıya uğ...

William Shakespeare - Hamlet

 Söylenecek bir şey yok kitap hakkında. Okumadıysanız bu sizin ayıbınız :) Her sene en az iki kere okuyacağım diye kendime söz vermiştim ama sözümü tutmadım, kitapta son okuduğum tarihi de not etmişim, en son 2017 de okumuşum, bu da benim ayıbım olarak burada dursun. Zaten cümlelerine, akışına diyecek bir şey yok ama nedense bu sefer farklı bir yerini çizdim. Bu arada sevgili okur, eğer ki evlat sahibiyseniz çocuğunuza bu muhteşem eseri okutun. Hayatın çarpıklığını bu kadar sert ama bir o kadar naif dile getiren başka kitap olamaz. "Tanrı size bir yüz vermiş, siz tutup başka bir yüz yapıyorsunuz kendinize. Kırıtmalar, fıkırdamalar, yapmacıklı konuşmalar, Tanrının yarattıklarına uydurma ad takmalar, hayasızlığı saflık gibi göstermeler. Hadi canım, ben yokum artık bunlarda, deli etti bunlar beni!"