Öncelikle merhabalar.
Bu bloğumu çok duyurmayı düşünmüyorum ama ola ki yolunuz düşerse Sadri Alışık selamımdan bir vereyim dedim. Çok fazla kitap okuyor muyum bilmiyorum ama bir süre sonra eski okuduklarımı, sözgelimi iki sene önce okuduğum bir romanda ne anlatıyordu dediğim zaman, çoğu kez bir şey hatırlamıyorum, belki bu size de oluyordur. Ancak biri romandan bir kesit söylediği zaman canlanıyor kafamda. Bundan dolayı okuduğum kitaplardan kesit olarak değil de anlayabildiğim kadarıyla ne anlattığını yazmaya çalışacağım.
İlk yolculuğum Tezer Özlü olsun.
"Çocukluğumun Soğuk Geceleri" bende o kadar iyi bir yer bırakmıştı ki, diğer kitabını okumayı erteledikçe erteledim. Bu muhteşem roman/anlatı "Yaşamın Ucuna Yolculuk."
Öyle güzeldi ki... Bundan sonraki kitabı (Yeryüzüne Dayanabilmek İçin) bu kadar bekleyebilir miyim bilmiyorum ama sindirerek okumayı yeğleyeceğim.
Yaşamın Ucuna Yolculuk öncelikle muhteşem bir arayış romanı aslında (çoğusu anlatı diyor buna ama)
Bir yolculuğa çıkıyor ana karakter ve birinci tekilden anlatıyor. Ülkeleri geziyor -genelde trenle-
insanları izliyor, anlatıyor. Yalnızlığı öyle iyi tasvir ediyor ki. Hele ki (değineceğim) hayranı olduğu - bana göre - yazar Cesare Pavese'nin gezdiği, konakladığı yerleri betimlerken kullandığı dil inanılmaz. Kitapta bir çok Pavese'nin kitaplarından alıntı mevcut. Merak edip bulabildiğimi sipariş verdim, bundan sonraki gönderim de yazara ait bir kitaptan olacak.
Kitapta kadın erkek ilişkilerine de çok güzel değiniliyor. Tanıştığı kendinden genç Alman, ilk kez seviştiğini düşündüğü kişiyle sevişirken geçen diyaloglar. Beni çok ama çok etkiledi.
Tabii ki tavsiye ederim.

Yorumlar
Yorum Gönder