Ana içeriğe atla

Jose Saramago - Mızraklar, Mızraklar Tüfekler, Tüfekler



Tamamlanamayan bir roman, ne acı. Hani derler ya bir insan vefat etmeden önce aniden memleketine ya da görmek istediği bir yere gider; öldükten sonra derler ki toprak çekti, bu da biraz böyle olmuş. Hüzünlüydü. Yazarın sonradan bulunan notları arasında çoğu zaman "kitabı galiba bitiremeyeceğim" dediği de gözleniyor. nitekim yazar 18 Haziran 2010 tarihinde hayatını kaybediyor. 

Neden bir silah fabrikasında işçi grevi olmaz? 
yazar bu soruyu soruyor kendisine ve karakteriyle bu sorunun cevabını arıyor. Çalıştığı silah fabrikasının geçmişini irdeliyor. Tabi romanın yarım kalmasından dolayı o örgü tam olarak oturtulmuyor ama aslında savaşı ve insanlığı çok güzel betimliyor Saramago:

"Dünya kurulalı beri silahlar vardı ve bu yüzden daha fazla insan ölüyor değildi,sadece ölmesi gerekenler ölüyordu, asla daha fazlası değil."

Kitabın sonunda yer alan "Artur Paz Semedo'yu Ben de Tanıdım" bölümü zaten şahane. Bu bölümde kartallerden silah kaçakçılarından üzeri kapalı değinerek mükemmel benzetmeler yapılıyor.

"Dolunay vaktiydi; canlı cansız her şey esrarengiz vahiyler fısıldadığından dünyayı bir hayal mahsulüne dönüştüren, ama herkesin kendi vahyini söylediği, hiçbiri birbiriyle örtüşmeyen bu vahiyleri anlayamadığımız ve kısmi bilginin, asla kesin olarak bilememenin kaygısını çektiğimiz zamanlardı."

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Oktay Rifat - Danaburnu

Oktay Rifat'ın okuduğum ilk kitabıydı. O kadar etkilendim ki... başlarda kopuk kopuk, atlayarak giden hikaye dizinini görünce bunun bir öykü kitabı olduğunu düşündüm. Ancak sonradan hikâyeler o kadar güzel birleşti ki... Berber Recep, Hayat Kadını Emine, Yalnızlardan Mehmet ve hasta anası.. aşağıdaki yazıyı o kadar beğendim ki üstüne de bir şey yazmak istemedim açıkcası. Oktay Rifat, 1980 yılında yayımlanan ikinci romanı Danaburnu’yla 1981’de Madaralı Roman Ödülü’nü aldı. Özellikle kahramanlarının iç dünyalarını anlatırken tutturduğu etkileyici diliyle bir ozanın elinden çıktığı belli olan, bir cinayet üzerine kurulu Danaburnu, çeşitli kesimlerden insan hayatlarına ayna tutarken bir döneme de tanıklık ediyor. Yozlaşmadan payını alan sıradan insanların yaşadıkları çalkalanmalar, onların tutunma çabaları ve çıkarları doğrultusunda küçük hesaplar peşinde koşan küçük burjuvalar Danaburnu’nda buluşuyor ve birbiriyle kesişen değişik hayat hikâyeleri sürükleyici bir dille anlatılıyor. *Ga...

Cesera Pavese - Plaj

"Doro bir konuşmasının en yoğun anında beklenmedik bir fikri takip ederek yakalayabilmek için biran için dalıp gitme alışkanlığımı bilirdi." "ve herkes kendi sessizliği içinde bir fikrin peşine düşerdi." Pavese'nin ikinci kitabını da bitirdim. Plaj kitabı zor bulunan bir kitap, baskısı tükenmiş. Arkadaşımın hediyesi sayesinde okudum, kendisine de sonsuz teşekkürler. Öncelikle "Yoldaş" kitabından çok daha iyi olduğunu söyleyebilirim. Keşke ilk bunu okusaydım, en azından yazar hakkında az da olsa bir olumsuzluk havasına girmemiş olurdum. Kitap öyle güzel başlıyor ki "Bizim Büyük Çaresizliğim" kitabındaki Çetin ve Enver'in arkadaşlığı gibi güzel, iç içe bir dostluk görüyoruz. Öyle ki ana karakterimiz arkadaşı Doro'nun sevgilisini bazen çok belirgin bir şekilde kıskandığını hissettiriyor. Ve evleniyor arkadaşı Doro, Clelia ile birlikte. Bu haberi aldıklarında takındığı tavır dışa yönelik değil ama iç dünyasında karakterimizi sarsıntıya uğ...

William Shakespeare - Hamlet

 Söylenecek bir şey yok kitap hakkında. Okumadıysanız bu sizin ayıbınız :) Her sene en az iki kere okuyacağım diye kendime söz vermiştim ama sözümü tutmadım, kitapta son okuduğum tarihi de not etmişim, en son 2017 de okumuşum, bu da benim ayıbım olarak burada dursun. Zaten cümlelerine, akışına diyecek bir şey yok ama nedense bu sefer farklı bir yerini çizdim. Bu arada sevgili okur, eğer ki evlat sahibiyseniz çocuğunuza bu muhteşem eseri okutun. Hayatın çarpıklığını bu kadar sert ama bir o kadar naif dile getiren başka kitap olamaz. "Tanrı size bir yüz vermiş, siz tutup başka bir yüz yapıyorsunuz kendinize. Kırıtmalar, fıkırdamalar, yapmacıklı konuşmalar, Tanrının yarattıklarına uydurma ad takmalar, hayasızlığı saflık gibi göstermeler. Hadi canım, ben yokum artık bunlarda, deli etti bunlar beni!"