Ana içeriğe atla

Sean Penn - Türlü İşlerin Adamı Bob Honey

 Aslında bu kitabı paylaşmak için gelmemiştim ama okuduğumu hatırlayınca yazayım dedim. Gerçi mevzuedebiyat.com sitesinden bir alıntı paylaşayacağım ileride okuduğumu hatırlamak için, çünkü okuduğumdan bir şey anlamadım:) yani beni pek açmasa da nasıl olduysa sonuna kadar da okuttu


Oscar ödüllü oyuncu Sean Penn’in Amerika’yı sarsan romanı Türlü İşlerin Adamı Bob Honey; İlya Denizeli çevirisi ve Alakarga Yayıncılık etiketiyle kitapçıların raflarına yerleşti. Oyunculuk ya da şarkıcılık mesleğinde kendine yer edindikten sonra eline kalem alıp kendi hayatını anlatan sanatçılara aşina olan okur; bu kez bir otobiyografiyle değil kurmacayla karşı karşıya. Karakol zabıt defterindeki telefon kayıtlarıyla açılan roman, komşuların Bob Honey’den şüphelenip, onun tuhaf davranışlarını polise rapor etmesiyle başlıyor. Romanın başlarını okurken aklıma gelen ilk şey Rod Sterling’in ünlü dizisi “Alacakaranlık Kuşağı” oldu. Bir takım tuhaf olaylar etrafında gelişen gerilimli hikâyelerin anlatıldığı bu diziyle yetişen Amerikan kuşağından gelen ve bu grotesk anlatılardan etkilenmiş bir kalem vardı karşımda. Oyuncu kimliğini tamamen bir kenara bırakmış ve modern Amerika’yı anlatıyordu.

Kitap ilerledikçe, yaşlıları çekiçle öldüren bir katil olduğu ortaya çıkan Bob Honey’nin garip davranışları karşısında okur da gerildikçe geriliyor. Çocukların ilgisini çekmek üzere süslenip püslenmiş ve müzik çalan bir dondurma kamyonunu bile korku öğesine çevirebilen bir metinle karşı karşıya kalıyor. Yalnız, yapayalnız bir adam olan Bob Honey; Sean Penn’in Amerika hakkında eleştirmek istediği ne varsa eleştirdiği bir araca dönüşüyor. Modern zamanların absürtlüğüne vurgu yapan yazar, Amerika’nın iç karışıklığına sebep olan ne varsa fütursuzca eleştiriyor. Bir okula ya da üniversite kampüsüne dalıp onlarca kişiyi katleden psikopatların Amerika’nın uğraştığı büyük sorunlardan biri olduğunu biliyoruz. Sivil silahlanmanın karşısında duran sorumlu bir birey olarak Sean Penn en büyük eleştirisini buna getiriyor. Kadına tacizin, tecavüzün arttığı bir dönemde feministler tarafından başlatılan bir hareket olan MeToo (Ben de) hareketine de bu romanıyla destek çıkan Penn; içinde bulunduğu Hollywood’u ve hatta tüm sektörü de eleştirmeyi ihmal etmiyor. Haksızlığı, zorbalığı, adaletsizliği, kadının sesini duyuruyor. Amerikan Başkanı Trump’a karşı da kalemiyle sesini yükseltmeyi ihmal etmeyen Sean Penn; bu karşı duruşunu, kiralık katili anlattığı bir kurmacanın içine başarıyla serpiştirmiş.

Sean Penn’in romanını edebiyat mı değil mi diye değerlendirmek yerine bir manifesto gibi de okunabilir zira modern zamanlarımızın anlamsızlığını iyi bir şekilde vurguladığını düşünüyorum. Yer yer tutuculuğa kaçsa da liberal bir bakış açısıyla yazılmış olan bu romanda sadece bir kiralık katilin hikâyesini değil aynı zamanda devasa bir modern zaman eleştirisi okumaya hazır olun. Absürt bir kiralık katil karakterinin yüksek sesli anlatısına şahit olacaksınız.

“Kan akarken koyulaşır,

Annie’nin gözleri önüne dökülür.

Şimdi dehşetle çığlık atıyor olsa da

Ortak değil mi suça?

Biraz da benziyor bize,

Aşkta ve cinayette…

Suç ortağı değil miyiz

Hepimiz!

Ya Bob Honey?

Markalaşmamış

Yularsız

Ve hür.” (sf:192)

kaynak: https://www.mevzuedebiyat.com/sean-pennden-bir-karamizah-turlu-islerin-adami-bob-honey/



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Oktay Rifat - Danaburnu

Oktay Rifat'ın okuduğum ilk kitabıydı. O kadar etkilendim ki... başlarda kopuk kopuk, atlayarak giden hikaye dizinini görünce bunun bir öykü kitabı olduğunu düşündüm. Ancak sonradan hikâyeler o kadar güzel birleşti ki... Berber Recep, Hayat Kadını Emine, Yalnızlardan Mehmet ve hasta anası.. aşağıdaki yazıyı o kadar beğendim ki üstüne de bir şey yazmak istemedim açıkcası. Oktay Rifat, 1980 yılında yayımlanan ikinci romanı Danaburnu’yla 1981’de Madaralı Roman Ödülü’nü aldı. Özellikle kahramanlarının iç dünyalarını anlatırken tutturduğu etkileyici diliyle bir ozanın elinden çıktığı belli olan, bir cinayet üzerine kurulu Danaburnu, çeşitli kesimlerden insan hayatlarına ayna tutarken bir döneme de tanıklık ediyor. Yozlaşmadan payını alan sıradan insanların yaşadıkları çalkalanmalar, onların tutunma çabaları ve çıkarları doğrultusunda küçük hesaplar peşinde koşan küçük burjuvalar Danaburnu’nda buluşuyor ve birbiriyle kesişen değişik hayat hikâyeleri sürükleyici bir dille anlatılıyor. *Ga...

Cesera Pavese - Plaj

"Doro bir konuşmasının en yoğun anında beklenmedik bir fikri takip ederek yakalayabilmek için biran için dalıp gitme alışkanlığımı bilirdi." "ve herkes kendi sessizliği içinde bir fikrin peşine düşerdi." Pavese'nin ikinci kitabını da bitirdim. Plaj kitabı zor bulunan bir kitap, baskısı tükenmiş. Arkadaşımın hediyesi sayesinde okudum, kendisine de sonsuz teşekkürler. Öncelikle "Yoldaş" kitabından çok daha iyi olduğunu söyleyebilirim. Keşke ilk bunu okusaydım, en azından yazar hakkında az da olsa bir olumsuzluk havasına girmemiş olurdum. Kitap öyle güzel başlıyor ki "Bizim Büyük Çaresizliğim" kitabındaki Çetin ve Enver'in arkadaşlığı gibi güzel, iç içe bir dostluk görüyoruz. Öyle ki ana karakterimiz arkadaşı Doro'nun sevgilisini bazen çok belirgin bir şekilde kıskandığını hissettiriyor. Ve evleniyor arkadaşı Doro, Clelia ile birlikte. Bu haberi aldıklarında takındığı tavır dışa yönelik değil ama iç dünyasında karakterimizi sarsıntıya uğ...

William Shakespeare - Hamlet

 Söylenecek bir şey yok kitap hakkında. Okumadıysanız bu sizin ayıbınız :) Her sene en az iki kere okuyacağım diye kendime söz vermiştim ama sözümü tutmadım, kitapta son okuduğum tarihi de not etmişim, en son 2017 de okumuşum, bu da benim ayıbım olarak burada dursun. Zaten cümlelerine, akışına diyecek bir şey yok ama nedense bu sefer farklı bir yerini çizdim. Bu arada sevgili okur, eğer ki evlat sahibiyseniz çocuğunuza bu muhteşem eseri okutun. Hayatın çarpıklığını bu kadar sert ama bir o kadar naif dile getiren başka kitap olamaz. "Tanrı size bir yüz vermiş, siz tutup başka bir yüz yapıyorsunuz kendinize. Kırıtmalar, fıkırdamalar, yapmacıklı konuşmalar, Tanrının yarattıklarına uydurma ad takmalar, hayasızlığı saflık gibi göstermeler. Hadi canım, ben yokum artık bunlarda, deli etti bunlar beni!"