Ana içeriğe atla

Gabriel García Márquez - Yüzyıllık Yalnızlık


 Hemen hemen hepimizin kitaplığında duran, çoğu zaman unutulmuş ya da çevremizden duyduklarımızın yüzünden başlamaya bir türlü cesaret edemediğimiz bir kitap - hadi itiraz edelim :) -

açıkçası benim öyleydi. belki ismi yüzünden kutsallaştırmış da olabilirim bilmiyorum ama epeydir kitaplığımın en güzel yerinde duruyordu. kulaktan duymuşluğum dışında beni etkilememesi için kitap hakkında bir araştırma yapmadan okumaya başladım. bu sanırım doğru olan değildi. Sultan Makamında Sultan(Şevket Çoruh) diyor ya Asiye'sine; "Asiye, ben seninle karşılaşacağımı bilsem başka türlü yetiştirirdim kendimi."

bende bu kitap nezdinde kendime diyorum ki, böyle ağır ve karmaşık kitap okuyacağımı bilseydim, epey daha erteler, salt okuma olgunluğumu kendimce iyice geliştirirdim :)

bir klişe vardır ya, "su gibi akıp gitti kitap" derler - hiçte sevmem bu tabiri - 
hah işte bu kitap o kitap değil :) çok karışık kitap. karakterler, olay örgüsü, oldukça güç. hele ki karakterlerin isimleri hemen hemen aynı olunca hangi kuşakta olduğunu karışıyor insan (kitabın ilk sayfalarında bir soy ağacı mevcut)

nitekim beni tabii ki etkileyen bir kitap oldu. ara sıra böyle zor kitaplara da ihtiyacımız var.

okuduktan sonra millet ne demiş diye araştırırken aşağıdaki yorum dikkatimi çekti, paylaşmak istedim sizinle de.


"Kitabın okura vermeye çalıştığı mesaj  tipik bir toplumsal eleştiridir 

Bir aile üzerinden toplumun  İlk komün topluluklarından yozlaşmış kapitalist sürece kadar nasıl köhnediğini ve evrildiğini anlatıyor

Bu süreçte de hiyerarşi ve tahakkümün din kavramı ile başladığını söylüyor 

Kitap aslında bir başkaldırı niteliği taşıyor şu anda içerisinde bulunduğumuz sisteme ve aygıtlara..."


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Oktay Rifat - Danaburnu

Oktay Rifat'ın okuduğum ilk kitabıydı. O kadar etkilendim ki... başlarda kopuk kopuk, atlayarak giden hikaye dizinini görünce bunun bir öykü kitabı olduğunu düşündüm. Ancak sonradan hikâyeler o kadar güzel birleşti ki... Berber Recep, Hayat Kadını Emine, Yalnızlardan Mehmet ve hasta anası.. aşağıdaki yazıyı o kadar beğendim ki üstüne de bir şey yazmak istemedim açıkcası. Oktay Rifat, 1980 yılında yayımlanan ikinci romanı Danaburnu’yla 1981’de Madaralı Roman Ödülü’nü aldı. Özellikle kahramanlarının iç dünyalarını anlatırken tutturduğu etkileyici diliyle bir ozanın elinden çıktığı belli olan, bir cinayet üzerine kurulu Danaburnu, çeşitli kesimlerden insan hayatlarına ayna tutarken bir döneme de tanıklık ediyor. Yozlaşmadan payını alan sıradan insanların yaşadıkları çalkalanmalar, onların tutunma çabaları ve çıkarları doğrultusunda küçük hesaplar peşinde koşan küçük burjuvalar Danaburnu’nda buluşuyor ve birbiriyle kesişen değişik hayat hikâyeleri sürükleyici bir dille anlatılıyor. *Ga...

Cesera Pavese - Plaj

"Doro bir konuşmasının en yoğun anında beklenmedik bir fikri takip ederek yakalayabilmek için biran için dalıp gitme alışkanlığımı bilirdi." "ve herkes kendi sessizliği içinde bir fikrin peşine düşerdi." Pavese'nin ikinci kitabını da bitirdim. Plaj kitabı zor bulunan bir kitap, baskısı tükenmiş. Arkadaşımın hediyesi sayesinde okudum, kendisine de sonsuz teşekkürler. Öncelikle "Yoldaş" kitabından çok daha iyi olduğunu söyleyebilirim. Keşke ilk bunu okusaydım, en azından yazar hakkında az da olsa bir olumsuzluk havasına girmemiş olurdum. Kitap öyle güzel başlıyor ki "Bizim Büyük Çaresizliğim" kitabındaki Çetin ve Enver'in arkadaşlığı gibi güzel, iç içe bir dostluk görüyoruz. Öyle ki ana karakterimiz arkadaşı Doro'nun sevgilisini bazen çok belirgin bir şekilde kıskandığını hissettiriyor. Ve evleniyor arkadaşı Doro, Clelia ile birlikte. Bu haberi aldıklarında takındığı tavır dışa yönelik değil ama iç dünyasında karakterimizi sarsıntıya uğ...

William Shakespeare - Hamlet

 Söylenecek bir şey yok kitap hakkında. Okumadıysanız bu sizin ayıbınız :) Her sene en az iki kere okuyacağım diye kendime söz vermiştim ama sözümü tutmadım, kitapta son okuduğum tarihi de not etmişim, en son 2017 de okumuşum, bu da benim ayıbım olarak burada dursun. Zaten cümlelerine, akışına diyecek bir şey yok ama nedense bu sefer farklı bir yerini çizdim. Bu arada sevgili okur, eğer ki evlat sahibiyseniz çocuğunuza bu muhteşem eseri okutun. Hayatın çarpıklığını bu kadar sert ama bir o kadar naif dile getiren başka kitap olamaz. "Tanrı size bir yüz vermiş, siz tutup başka bir yüz yapıyorsunuz kendinize. Kırıtmalar, fıkırdamalar, yapmacıklı konuşmalar, Tanrının yarattıklarına uydurma ad takmalar, hayasızlığı saflık gibi göstermeler. Hadi canım, ben yokum artık bunlarda, deli etti bunlar beni!"