Hemen hemen hepimizin kitaplığında duran, çoğu zaman unutulmuş ya da çevremizden duyduklarımızın yüzünden başlamaya bir türlü cesaret edemediğimiz bir kitap - hadi itiraz edelim :) -
açıkçası benim öyleydi. belki ismi yüzünden kutsallaştırmış da olabilirim bilmiyorum ama epeydir kitaplığımın en güzel yerinde duruyordu. kulaktan duymuşluğum dışında beni etkilememesi için kitap hakkında bir araştırma yapmadan okumaya başladım. bu sanırım doğru olan değildi. Sultan Makamında Sultan(Şevket Çoruh) diyor ya Asiye'sine; "Asiye, ben seninle karşılaşacağımı bilsem başka türlü yetiştirirdim kendimi."
bende bu kitap nezdinde kendime diyorum ki, böyle ağır ve karmaşık kitap okuyacağımı bilseydim, epey daha erteler, salt okuma olgunluğumu kendimce iyice geliştirirdim :)
bir klişe vardır ya, "su gibi akıp gitti kitap" derler - hiçte sevmem bu tabiri -
hah işte bu kitap o kitap değil :) çok karışık kitap. karakterler, olay örgüsü, oldukça güç. hele ki karakterlerin isimleri hemen hemen aynı olunca hangi kuşakta olduğunu karışıyor insan (kitabın ilk sayfalarında bir soy ağacı mevcut)
nitekim beni tabii ki etkileyen bir kitap oldu. ara sıra böyle zor kitaplara da ihtiyacımız var.
okuduktan sonra millet ne demiş diye araştırırken aşağıdaki yorum dikkatimi çekti, paylaşmak istedim sizinle de.
"Kitabın okura vermeye çalıştığı mesaj tipik bir toplumsal eleştiridir
Bir aile üzerinden toplumun İlk komün topluluklarından yozlaşmış kapitalist sürece kadar nasıl köhnediğini ve evrildiğini anlatıyor
Bu süreçte de hiyerarşi ve tahakkümün din kavramı ile başladığını söylüyor
Kitap aslında bir başkaldırı niteliği taşıyor şu anda içerisinde bulunduğumuz sisteme ve aygıtlara..."

Yorumlar
Yorum Gönder