Ana içeriğe atla

Tuna Yukay - Küvetteki Adam

 


Kitabı epeydir erteliyordum, niyeyse kapak resmi ilgili çekip kitaplıktan çıkardım. Kitabın içini şöyle bir yokladığımda önce birbirinden farklı öyküler olduğunu düşündüm ancak kitabımız bir roman. Başlarda ana karakteri garipsedim, doğallıktan çok uzaktı yani bir roman karakteri olduğu çok belli - e diyeceksiniz ki zaten roman karakteri bu kardeşim - öyle de yine de zor alıştım. Ama alıştım. Gerçekten beğendiğim bir romandı. Giriş gelişme sonuç çok güzel işlenmiş, çok güzel kurgulanmış. Aile dramı, aşk, yalnızlık, hastalık, kaçış hele ki sonu çok çok iyiydi. Sadece kitabın başlarında bir sohbet sırasında çalan şarkının da (ingilizce) sözlerinin yazılma gereği duyurulmuş, yani hem sohbet devam ediyor araya da ingilizce sözler yazılıyor. bu beni çok yordu, kitabı bırakmayı düşündürtecek kadar. Neyse ki bırakmadım. Kesinlikle tavsiye edebilirim.

Bir alıntı:


lk bölüm boyunca intihar düşüncesi , nasıl yapmayı planladığı ve bu eylemin düşündürdüklerini anlatıyor yazar bize. Onun kelimeleri aracılığı ile Hasan'ın zihnine giriyor , onu tanımaya uğraşıyor - uğraşıyor diyorum çünkü tam anlamıyla tanıyabildiğim söylenemez - eyleminin sebeplerini öğrenmeye çabalıyoruz. Kelimeleri adeta dans ettiren yazar Hasan'ın iç dünyasını , bir sanatçının karmakarışık hislerini gözler önüne sermeye çalışıyor.

  Hasan ilk bölümde intihar etti mi???  İntihar etseydi kitap bu kadar uzun sürmezdi değil mi ??? Sonunda çay istediğine karar veriyor. Evet bir bardak demli çay... Zorluğu seçiyor aslında Hasan. Bu hayatla mücadele etmek varken intihar kolaylık ya da korkaklık olmaz mı zaten.

  İlginç bir başlangıçla tanıdığımız Hasan'ın aile yaşantısına , ailesindeki karakterlere de giriş yapıyor yazar. Çünkü tüm karakterler aslında kitapta önemli yer kaplıyorlar. Zaten karışık bir kişiliğe sahip olan Hasan , aile içi ilişkiler ve aile bireyleri ile de daha karışıyor.

 Aile içinde ortaya çıkan büyük sır onları yavaş yavaş dağıtırken iş yaşamında olanlar da ayrı bir kafa karıştırıcıdır.

 Kitap boyunca Hasan'ı yakından tanıyor , onun en derin en gizli düşüncelerine ortak oluyor , kimseye anlatmak istemediklerini , gizlediklerini film seyreder gibi seyrediyoruz. Kitabın içine giremiyor aynı zamanda da dışına çıkamıyoruz. Bu nasıl bir ironidir derseniz , biz sadece seyirci kalarak kitabı okuyoruz , kitabı elimizden bırakamadığımız için de dışına da çıkamamış oluyoruz.

  Hasan kendi yaşamı , olaylar , çelişkiler haricinde bir de yaşamı ve Tanrı'yı da sorguluyor aslında. Karamsar dünyasının renklerini kelimeler aracılığı ile bize nakletmeye çalışıyor ki bence bunu çok da güzel başarıyor.

 Küvetteki Adam farklı bir kitaptı. Arka kapakta distopik olarak bahsetse de ben tam olarak bir kategoriye dahil edemedim. Kendine özgü demeyi
tercih ederim . Arada farklı ve çizgi dışı okumak iyidir. Ufkumuzu genişletir , monotonluktan çıkarır. Farklı kitap arayanlar kitaba bakabilirler.

Kaynak: https://kozmokitap.blogspot.com/2018/06/kuvetteki-adam-tuna-yukay.html

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Oktay Rifat - Danaburnu

Oktay Rifat'ın okuduğum ilk kitabıydı. O kadar etkilendim ki... başlarda kopuk kopuk, atlayarak giden hikaye dizinini görünce bunun bir öykü kitabı olduğunu düşündüm. Ancak sonradan hikâyeler o kadar güzel birleşti ki... Berber Recep, Hayat Kadını Emine, Yalnızlardan Mehmet ve hasta anası.. aşağıdaki yazıyı o kadar beğendim ki üstüne de bir şey yazmak istemedim açıkcası. Oktay Rifat, 1980 yılında yayımlanan ikinci romanı Danaburnu’yla 1981’de Madaralı Roman Ödülü’nü aldı. Özellikle kahramanlarının iç dünyalarını anlatırken tutturduğu etkileyici diliyle bir ozanın elinden çıktığı belli olan, bir cinayet üzerine kurulu Danaburnu, çeşitli kesimlerden insan hayatlarına ayna tutarken bir döneme de tanıklık ediyor. Yozlaşmadan payını alan sıradan insanların yaşadıkları çalkalanmalar, onların tutunma çabaları ve çıkarları doğrultusunda küçük hesaplar peşinde koşan küçük burjuvalar Danaburnu’nda buluşuyor ve birbiriyle kesişen değişik hayat hikâyeleri sürükleyici bir dille anlatılıyor. *Ga...

Cesera Pavese - Plaj

"Doro bir konuşmasının en yoğun anında beklenmedik bir fikri takip ederek yakalayabilmek için biran için dalıp gitme alışkanlığımı bilirdi." "ve herkes kendi sessizliği içinde bir fikrin peşine düşerdi." Pavese'nin ikinci kitabını da bitirdim. Plaj kitabı zor bulunan bir kitap, baskısı tükenmiş. Arkadaşımın hediyesi sayesinde okudum, kendisine de sonsuz teşekkürler. Öncelikle "Yoldaş" kitabından çok daha iyi olduğunu söyleyebilirim. Keşke ilk bunu okusaydım, en azından yazar hakkında az da olsa bir olumsuzluk havasına girmemiş olurdum. Kitap öyle güzel başlıyor ki "Bizim Büyük Çaresizliğim" kitabındaki Çetin ve Enver'in arkadaşlığı gibi güzel, iç içe bir dostluk görüyoruz. Öyle ki ana karakterimiz arkadaşı Doro'nun sevgilisini bazen çok belirgin bir şekilde kıskandığını hissettiriyor. Ve evleniyor arkadaşı Doro, Clelia ile birlikte. Bu haberi aldıklarında takındığı tavır dışa yönelik değil ama iç dünyasında karakterimizi sarsıntıya uğ...

William Shakespeare - Hamlet

 Söylenecek bir şey yok kitap hakkında. Okumadıysanız bu sizin ayıbınız :) Her sene en az iki kere okuyacağım diye kendime söz vermiştim ama sözümü tutmadım, kitapta son okuduğum tarihi de not etmişim, en son 2017 de okumuşum, bu da benim ayıbım olarak burada dursun. Zaten cümlelerine, akışına diyecek bir şey yok ama nedense bu sefer farklı bir yerini çizdim. Bu arada sevgili okur, eğer ki evlat sahibiyseniz çocuğunuza bu muhteşem eseri okutun. Hayatın çarpıklığını bu kadar sert ama bir o kadar naif dile getiren başka kitap olamaz. "Tanrı size bir yüz vermiş, siz tutup başka bir yüz yapıyorsunuz kendinize. Kırıtmalar, fıkırdamalar, yapmacıklı konuşmalar, Tanrının yarattıklarına uydurma ad takmalar, hayasızlığı saflık gibi göstermeler. Hadi canım, ben yokum artık bunlarda, deli etti bunlar beni!"